Bazen midemiz tamamen boş olduğu için değil, kalbimiz veya zihnimiz bir şeylerin eksikliğini hissettiği için mutfak tezgahının önünde buluruz kendimizi. Hüzünlendiğimizde bir kase dondurmaya sarılmak, stresli bir günün ardından koca bir paket cipsi nasıl bitirdiğimizi anlamamak çoğumuzun yaşadığı tanıdık bir senaryodur.
Buna duygusal yeme diyoruz. Duygusal yeme bir iradesizlik örneği değil, aslında ruhumuzun verdiği bir sinyaldir. Peki, gerçekten aç olmadığımız halde bizi o buzdolabının kapısını açmaya iten şey ne? İşte duygusal yemenin ardındaki en yaygın 5 neden:
1. Stres ve Kortizol Kuşatması
Modern hayatın en büyük getirmelerinden biri olan kronik stres, vücudumuzda kortizol adı verilen bir hormonun salgılanmasını tetikler. Kortizol, vücuda "Savaş ya da kaç, enerjiye ihtiyacın var!" mesajı gönderir. Bu mesaj özellikle yüksek kalorili, yağlı ve şekerli yiyeceklere karşı yoğun bir aşerme yaratır. Stresli anlarda kendimizi abur cubur yerken bulmamız, aslında biyolojik bir savunma mekanizmasının yanlış yönlendirilmesidir.
2. Olumsuz Duyguları "Uyuşturma" Çabası
Öfke, yalnızlık, üzüntü, yetersizlik veya kaygı… Bu zorlayıcı duygularla baş etmek her zaman kolay değildir. Yemek yemek, bu hislerin yarattığı boşluğu geçici olarak doldurmanın veya o anki acıyı uyuşturmanın en hızlı yoludur. Çikolatadan alınan bir ısırık, zihni o anki problemden uzaklaştırarak yapay bir kaçış alanı yaratır. Ancak bu durum, duygusal sorunları çözmediği gibi sonrasında bir de suçluluk duygusunu beraberinde getirir.
3. Çocukluk Dönemi Kodlamaları (Ödül ve Ceza)
Çocukken ağladığınızda elinize hemen bir lolipop tutuşturuldu mu? Ya da başarılı bir karne getirdiğinizde ailecek fast-food yemeye mi gittiniz? Birçok insan için yemek, çocukluktan itibaren bir "teselli" veya "ödül" mekanizması olarak kodlanır. Yetişkin olduğumuzda da zor bir günün ardından kendimizi ödüllendirmek veya canımız yandığında kendimizi şımartmak için refleks olarak çocukluktaki o tanıdık sığınaklara, yani yiyeceklere yöneliriz.
4. Can Sıkıntısı ve Boşluk Hissi
Bazen hayatın temposu yavaşladığında veya yapacak bir şey bulamadığımızda içimizde bir boşluk hissederiz. Bu anlarda mutfağa gidip bir şeyler atıştırmak, zihne anlık bir meşguliyet ve dopamin (mutluluk hormonu) salgılama fırsatı sunar. Yani aslında midemiz değil, zamanımız ve zihnimiz boştur; yemek yemek ise bu boşluğu doldurmanın en zahmetsiz yoludur.
5. Sosyal Çevre ve Alışkanlıklar
Duygusal yeme sadece olumsuz hislerle tetiklenmez; kutlamalar, neşeli arkadaş masaları veya televizyon karşısında sinema keyfi yaparken eşlik eden atıştırmalıklar da bunun bir parçasıdır. Çevremizdeki insanların yeme hızı, sosyal ortamlardaki "ısrarlar" veya sırf ortamdaki neşeye ayak uydurmak adına aç olmadığımız halde tabağımızı doldurmak, sosyal kaynaklı bir duygusal yeme çeşididir.
Kendinize Bir Alan Tanıyın: Bir dahaki sefere eliniz aniden bir atıştırmalığa gittiğinde kendinize şu soruyu sorun: "Şu an midem mi aç, yoksa ruhum mu?" Eğer cevap ruhunuzsa, o an ihtiyacınız olan şey bir paket bisküvi değil; belki sıcak bir duş, bir arkadaşla sohbet etmek veya sadece derin bir nefes almaktır.